Wednesday, March 7, 2007

Çok yaşa Kainat Paşa! Yaşa ki, Günü geldiğinde seni yargılayabilelim!

Onlar'ın Çocuğu (Bkz. Jimmy Carter dönemi: "Bizim çocuklar başardı."!) Kenan Kainat'ın, sonu federasyona giden eyalet sistemi teklifi ve emperyalistlerin baş işbirlikçileri DTP yöneticilerinin kışkırtıcı söylemleri derken, terör şehre indi!

Haber şöyle: İstanbul Üsküdar'da İETT otobüsüne ve hareket amirliğine terör örgütü yandaşları molotof kokteylli saldırı düzenlendi. Can kaybı yok, maddi hasar oluştu. Olay Esatpaşa Mahallesi İETT son durağında saat 20:00 sırlarında meydana geldi.

Durakların bulunduğu meydana gelen yaklaşık 15 kişilik maskeli grup, önce PKK lehine slogan attıktan sonra ellerindeki molotof kokteyllerini, Üsküdar-Esatpaşa seferini yapan ve arızalı olduğu için park halinde duran otobüse attı. Grup daha sonra hareket amirliği kabinlerine de saldırdıktan sonra olay yerinden yaya olarak hızla uzaklaştılar. Atılan molotof kokteylleri nedeniyle alev alan otobüs İETT görevlileri tarafından müdahale edilerek söndürüldü.

Zarar gören otobüsün sürücüsü Sedat Tarhan ise olay sırasında otobüste yolcu bulunmadığını, grubun ellerinde döner bıçakları ile gelerek otobüslere ve kabinlere molotof kokteyli attıktan sonra olay yerinden kaçtıklarını söyledi. (Kaynak: www.medya24.com)

Bakıyoruz gelişmelere; DTP il başkanı "Kerkük'e yapılan saldırıyı Diyarbakır'a yapılmış sayarız" diyor, AB ermeni soykırımını tanıyın, Kürtlere özgürlük verin diyor, sağda solda apo posterleri, pkk çaputları asılıyor, sloganlar atılıyor, son olarak da Netekim çıkıyor "Türkiye bölünmezse huzur bulamayız" diyor ve ekliyor: "Şimdi bakıyorum, ortada vatan kurtaran aslanlar geziyor. Tutturmuşlar bir karış toprak vermeyiz diye. Toprak niye gitsin? Bunlar dünyaya ayak uyduramayan insanlar. Huzur bulmak istiyorsak cesur adımlar atmalıyız."
Diyesi biz, Cumhuriyeti savunduğumuz için, Mehmetçikler vatanı teröristten ve düşmandan koruduğu için, aydınlar emperyalist sömürüye karşı oldukları için "vatan kurtaran, dünyayı anlayamayan aslan" oluyoruz.


Pes artık! Amerikancılığın, satılmışlığın, vatana ihanetin böylesi.. Pes! Böyle bir adam bu ülkede Cumhurbaşkanı olduysa, herkes olabilir. Getirtin Nasdaq'tan birini ya da Rockefeller'dan.. Hatta bırakınız Recep'im cumhur olsun, seriyi tamamlayalım.
İçinde bulunduğumuz durumu anlatmakta kavramlar yetersiz, cümleler kısa kalıyor. Netekim, berbat vaziyetteyiz!


Soğuk savaş yılları soğukkanlı olarak değerlendirildiğinde görülecektir ki: Türkiye ne çektiyse, Mustafa Kemal Atatürk dönemi sonrasındaki vizyonsuz ve bağımlı politikalardan çekmiştir. Günü birlik yaşayan, Osmanlı ve hilafet özlemcisi, din istismarcısı, gerici çevrelerin kurduğu hükümetler, bırakınız söylemlerindeki "Büyük Türkiye"yi kurmayı, üç yıl sonrasını değerlendiremeyecek niteliktedir. Nitekim onların, ikinci dünya savaşından sonra yeniden kurgulanan "yeni dünya düzeni"ni kavrayış ve anlamlandırma düzeyleri, Osmanlının çöküş dönemindeki yöneticilerin dünyayı algılayış düzeyleriyle aynıdır.

Tarihsel olaylar doğaları gereği biriciktir. Sıkça dile getirilen yanlış bir yanılgı olarak da, tarih tekerrür eden bir şey değildir. Her ne kadar tarihsel değerlendirmelerde mutlak aynılık aranamasa dahi, benzer koşullarda benzer sonuçların yaşanabileceği söylenebilir. Ancak bir özdeşlik ilişkisi kurmaksızın şunu söylemeliyim: Şimdiye kadar ne (toplumsal ve siyasal) tarihimizi iyi kavrayabildik ne de dünyanın gittiği yönü iyi sezip bir siyaset oluşturabildik.
Bakınız 12 Eylül öncesine şöyle bir! Göreceksiniz ki, toplumun bilinçli ve planlı bir şekilde uçlara sürüklenmesi sağlanmıştır. İnsanlar gerçekten ne olduğunu bilmedikleri politik düşüncelerin peşinden gitmiş, yok yere kardeş kardeşe düşman olmuştur. Aynı silahla ülkenin hem solcusu hem sağcısı öldürülmüş, yolun sonuna yaklaşıldığı, gidişatın ABD ve SSCB tarafından da istenen Türkiye Cumhuriyeti'nin çöküş süreci olduğu görülememiştir.


İki paşanın erken emekli edilip Netekim'in Genel Kurmay Başkanlığı'na getirilmesi, siyasetçilerin darbe olasılığını bilmelerine rağmen uzlaşmaya yanaşmamaları, Netekim'in damadının çevirdiği işlerdeki MİT yeniği ve üzeri örtülen daha bir sürü nokta...

Bütün bunlardan daha önemli ve ilginç olarak, 12 Eylül'de yaşananların/yapılanların dışında, öncesi ve sonrasındaki toplumsal süreçleriyle yeterince incelenmemiştir. Bu müdahale nasıl gerçekleşmiştir ve bundan kim çıkar elde etmiştir? Turgut Özal tombaladan mı çıkmıştır, yoksa Onlar'ın Çocuklarından biri olarak yetiştirilmiş, atanmış mıdır? Türkiye nasıl "açık pazar" haline getirilmiştir? Bu planın içerideki işbirlikçileri kimlerdir? (Konu üzerine binlerce tez ve kitap yazılması gerekirken, bir kaç gazetecinin yazılarını derlemesi ve ancak birkaç elle tutulur eserle dönem tarihi yazılmıştır.)

12 Eylül faşizmine ve 81 Anayasasının anti demokratik niteliğine eleştiri getirmek elbette aydın olmanın gereğidir. Fakat bunu, emperyalizmi ve onun yurttaki değnekçilerine dokunmadan yapabilir miyiz? Kapitalizmin, sistemin eleştirisini yapmadan, çok kültürlülük söylemiyle "solcu" olunabilir mi?

Peki, ya amerikan kapitalizminin sözcülüğü ve patron uşaklığı yaparak demokrat olunur mu? Ertuğrul Özkök oluyor! Bütün gündemi belirliyor hesapta.. Herkes ondan bahsediyor, kimileri ağzının içine bakıyor. Özkök kimin ağzına bakıyor? Kimin siyasetinin tetikçiliğini yapıyor, kimin çıkarına çalışıyor? Evet.. Demokrasinin ve barışın elbette!

Bütün bu aymazlığa, yağmacılığa, üç kağıtçılığa daha ne kadar katlanacağız?

Tam bağımsız, laik, çağdaş Atatürk Türkiye'sini bu hale düşürenlerden, holding çıkarlarını ülke çıkarlarına yeğ tutanlardan, milyarlarca doları hortumlayanlardan, ülkeyi ABD ve AB'ye peşkeş çekenlerden, Kıbrıs'ı gözden çıkaranlardan, Atatürk'e sövenlerden, 12 Eylül'ün amerikacılarından hesap sormayacak mıyız?

Kemalist devrimi tamamlamak boynumuzun borcu değil mi?

Bu mu "Bursa Nutku"nda anılan Türk gençliği?

Eğer Mustafa Kemal, Bursa'da yanılmadıysa..

Eğer biz gerçekten geleğimizi kurmak için hazırsak..

Bu rezillikleri yaratanlardan hesabını soracağız.

Kimseden bir şey beklemeden, kimsenin oyununun parçası olmadan!

Kendi kurallarımızı koyarak..


Demir Büyüközkan
Kemalist Politika Topluluğu


www.kemalistpolitika.com


No comments: