
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en karanlık, belirsiz ve zor dönemini yaşıyor. İçinde bulunduğu coğrafyanın avantajlarından yararlanmak, büyük bir bölge gücü olmak şöyle dursun, 1938 sonrasından beri, emperyalist çıkar savaşlarının merkezinde bir o yana bir bu yana savrulup duruyor.
Soğuk savaş yıllarında zorla üzerimize giydirilen, ancak her zaman olduğu gibi uzun yıllar sonra doğru tahlil edebildiğimiz, sağ-sol çatışmaları bitti derken, hemen zaten alttan alta ısıtılmakta olan alevi-sünni anlaşmazlığı hortlatıldı.
Mezhepçilikten aradığını bulamayanlar aniden tezgah altından kürtçülük (PKK) kartı masaya sürüldü. O bitmeden 1990 sonrası Ilımlı İslam projesine gaz verildi. Bakıldı ki laik cumhuriyeti al aşağı etmek o kadar kolay değil, "AB'ye üye yapalım sizi!" denilerek ülkede işbirlikçi cephe beslendi. AB'ci liboşlarla dinciler kol kola verip Atatürk'e söver oldular.
Bitti mi? Tabi ki hayır! Son olarakta Hrant Dink cinayeti fırsat bilinerek yurttaşlar şoven türk milliyetçisi ya da AB'severler klübü üyesi olmak arasında bırakıldı: Ya Türk'üm demekten çekinir hale gelin ya da kafatasçı olun. Bütün bunların üzerine, tam da zamanında tuz biber eken bir açıklama geldi Diyarbakır DTP İl Başkanı İbrahim Aydoğdu'dan: "“Kerkük’e yapılan bir saldırıyı Diyarbakır’a yapılmış kabul ederiz”
Reha Muhtar'dan esinlendim birden: Gün geçmiyor ki ülkemizde bir şerefsizlik, bir öküzlük daha yaşanmasın!
Haberi kısaca alıntılayacak olursak; ""Kerkük’e yapılacak olan bir saldırıyı Diyarbakır’a yapılmış olarak değerlendireceklerini açıklayan Aydoğdu şöyle dedi:
“Kerkük’e yapılmak istenen müdahaleleri son derece akıl dışı, mantık dışı, bilim dışı olarak görüyoruz. Tarihi gerçekliği görmeyen ve onu tümden reddeden bir mantığın ürünü olarak görüyoruz. Elbette Kerkük bütün Kürtler açısından çok önemlidir. Kerkük, Kürtlerin kazanmış olduğu yeni statünün korunması ve kazanmış olduğu hakların korunması açısından çok stratejik bir öneme sahiptir...
...IRAK'TA KAZANIMLAR KORUNMALI Aydoğdu, Kürtlerin Irakta’ki kazanımlarının korunması ve kollanması gerektiğini, Irak’taki Kürt hareketinin bastırılmaya çalışılmasının, Türkiye'deki Kürtlerin kan damarlarının kesilmesiyle aynı anlama geldiğini öne sürdü. Aydoğdu, “Birbiriyle diyalektik bir bağı olan bir mücadeledir. Böylesi bir süreçte bütün Kürt politikacılarının, bütün Kürt temsilcilerinin birlik halinde olması, enerjilerini ve imkanlarını bu ortak mücadelede kullanması gerektiğinin önemine değiniyoruz. Bunun zemininin hazırlanması açısından bu davet bizim için önemlidir'' dedi."" Kaynak: www.medya24.com
Bu ne ilkti ne de son olacak!
Amerikan çıkarlarının baş savunucusu olmayı kendilerine misyon edinen kürtçü siyasetçilerin, bundan önce de nice kışkırtıcı sözlerini işittik. Biz ne kadar kardeşiz desekte, onlar (kürt faşistleri) kuş kadar akıllarıyla terorist cenazelerine gittiler, parti kongrelerinde bölücü sloganlar attılar. Biz ne kadar bu bir tuzaktır, bu oyuna gelmeyelim dediysekte, onlar tripleks amerikan evinin bahçesindeki klübede etrafa sataşmayı seçtiler. Baydemir'ler, Aydoğdu'lar, (ne ironiktir ki DTP'li eşbaşkanın adıdır..) Türk'ler bitmez!
Biz bu çok cepheli savaşta, dağınık saflarda, birbirimizden habersizce bekledikçe bitmez. Biz gerçek düşmanı doğru teşhis edemeyip, sürekli birbirimize saldırdıkça bitmez bu oyun. Eskiden ayrıştırıcı/parçalayıcı bir yöntem olarak kullanılan iki kutuplu dünyanın sağ-sol çelişkisi, yerini (dinsel, mezhepsel, sportif, ırksal, politik gibi..) bir çok farklılığın yok yere yaratıldığı bir düzeneğe bırakmıştır.
Bize bütüncül bir kimlik sağlayan, bizi farklılıklarımızla bir arada tutan üniter-ulus devlet yapısıyla, vatandaşlık bağımız gitgide zayıflatılmaktadır. Bugün belki sadece bir kaç tane fakat yarın düzinelerce sonu gelmeyen tartışmalar yaratılacak, toplum mikronize edilerek dayanışma bilinci ve birliktelik duygusu köreltilecektir. Bu yolun sonu parçalanmadır, iç savaştır.
Aydoğan'ın "Türkiye Cumhurbaşkanı" dediği sayın Sezer'in de sıkça dikkat çekmeye çalıştığı işte bu kaos psikolojisi ve onun içteki uygulayıcılarıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nde, bayrağa bayrağım, marşa marşım diyemeyenler bu ülkede böyle fütürsuzca ortalıkta dolaştıkça, bir suikasttan dolayı bütün bir millet zan altına alındıkça biz daha çok SEVR'ler görürüz.
Artık bu oyuna dur demenin zamanıdır. Geciktik ancak geç kalmadık!
Cevabımız emperyalistlerin ve onların iş-birlikçilerinin yüzünde er geç tokat gibi patlayacaktır.
Demir Büyüközkan
Demir Büyüközkan
Kemalist Politika Topluluğu
No comments:
Post a Comment